hakan.hasdemir.sitemynet.com
site_resimler.gif

Anasayfam
Sanat
Hayvanlar Alemi
ilginç Bilgiler
Bilim &Teklonoji
Dini Bilgiler
Tarihi Yalanlar

Bilim &Teklonoji


Elektrik Santralinin Özellikleri

elektr_k__ve_kuru_kafa.gif

y_ksek_voltajjjjj.gif

y_ksek_voltaj.gif

Bir Elektrik Santrali 500bin nufusun elektrik ihtiyacını karşılar.Elektrik sağlamak için jenaratörler vardır.Bu jeneratörlere alternatör de denilebilir.Bu alternatörler elektriğin akım gücünü dengelemek için kullanılır.Bunlar mıknatız ile çalışır ve dakikada 3000 ton elktrik elde edebilir.Bu mıknatızların kuzey ve güney kutupları vardır.Güney kutbu elektronları iter kuzey kutbu ise elektronları kendine çeker böylece mıknatız dönerek bu işlem hızlanır ve bir akım oluşur ne kadar hızlanırsa akım gücü o kadar güçlü olur buda elektriğin oluşmasına neden olur.44 ton olan alternatörün rotörü nekadar büyükse o kadar elektrik elde edilir.Birde santrallerde kömür depolanır bu kömür alternatörün rotörünü çalıştıran türbünü döndürmek için kömür kullanılır.Bu kömürler yakılarak su buharı elde edilir.Bu işlemde saatte 90 ton kömür harcanır.
Hidroelektrik santrallerinde ise kömür yerine su gücünden yararlanılır.Bu su gücü ise barajlardan sağlanır.Bu santrallerde kontrol kulesi vardır.Bunlar dağıtılan elektriğin akım düzenlemesini yapar dağıtılan elektriğin az ve ya çokmu dağıtıldığı tespit edir.Eğer çok dağıtılmış ise santrale uyarı gönderilip üretimin kesilmesini sağlar ve üretim bir süre durdurulmuş olur.Santrallerden çıkan elektriğin her hangi bir bölgede arza nedeniyle gidememe durumunda o arzanın ortadan kaldırılması için ustalar helikopterlerle o bölgeye gider ve arzayı tespit ettikten sonra bazı önlemler alır ve tamir yapılır.Burada elektrik çarpma riski çok azdır çünkü ustaların ayakları yerden kesilmiştir bu nedenle riks ortadan kalkar.özel elektrik geçirmeyen giysiler de giyilir.
Adalara elektrik göndermek için ise çok dayanıklı halatlarla 400 bin Voltluk elektrik gönderilir.
Şimşek olayında ise buluttaki elektronlardan negatif yük çoktur yerde ise pozitif yükler çoktur ve bu yükler birbirini çekecektir ki buda şimşeğin oluşmasına neden olur.Santrallerde de yapay şimşek oluşturulur.Evlerde bulunan sigortalar ise eşyalarsan oluşan gerilimi düzenlemek için bir önlemdir.

Yerçekimi:

- Eğer daha güçlü olsaydı: Dünya atmosferi çok fazla amonyak ve metan biriktirir, bu da yaşam için çok olumsuz olurdu.

- Eğer daha zayıf olsaydı: Dünya atmosferi çok fazla su kaybeder, canlılık mümkün olmazdı.

Güneş'e uzaklık:

- Eğer daha fazla olsaydı: Gezegen çok soğur, atmosferdeki su döngüsü olumsuz etkilenir, gezegen buzul çağına girerdi.

- Eğer daha yakın olsaydı: Gezegen kavrulur, atmosferdeki su döngüsü olumsuz etkilenir, yaşam imkansızlaşırdı.

Yerkabuğunun kalınlığı:

- Eğer daha kalın olsaydı: Atmosferden yerkabuğuna çok fazla miktarda oksijen transfer edilirdi.

- Eğer daha ince olsaydı: Hayatı imkansız kılacak kadar fazla sayıda volkanik hareket olurdu.

Dünya'nın kendi çevresindeki dönme hızı:

miss51bu.gif

- Eğer daha yavaş olsaydı: Gece gündüz arası ısı farkları çok yüksek olurdu.

- Eğer daha hızlı olsaydı: Atmosfer rüzgarları çok çok büyük hızlara ulaşır, kasırgalar ve tufanlar hayatı imkansızlaştırırdı.

Sismik (deprem) hareketleri:

- Eğer daha fazla olsaydı: Canlılar için sürekli bir yıkım olurdu.

- Eğer daha az olsaydı: Okyanus zeminindeki besinler suya karışmaz, okyanus ve deniz yaşamı dolayısıyla bütün Dünya canlıları olumsuz etkilenirdi.

Dünya'nın ekseninin eğikliği:

Dünyanın ekseni yörüngesine 23 derecelik bir açıyla eğim yapar. Mevsimler bu eğim sayesinde oluşur. Bu eğim şimdiki değerinden daha fazla ya da daha az olsaydı, mevsimler arasındaki sıcaklık farkı aşırı boyutlara ulaşacağından yeryüzü üzerinde dayanılmaz sıcaklıkta yazlar ve aşırı soğuk kışlar yaşanırdı.

Güneş'in büyüklüğü:

Güneş'in yerinde daha küçük bir yıldızın var olması, Dünya'nın aşırı derecede soğumasına, büyük bir yıldızın var olması ise Dünya'nın sıcaktan kavrulmasına neden olurdu.

Ay ile Dünya arasındaki çekim etkisi:

- Eğer daha fazla olsaydı: Ay'ın şiddetli çekiminin, atmosfer şartları, Dünya'nın kendi eksenindeki dönüş hızı ve okyanuslardaki gelgitler üzerinde çok sert etkileri olurdu.

- Eğer daha az olsaydı: Şiddetli iklim değişikliklerine neden olurdu.

Ay ile Dünya arasındaki mesafe:

- Eğer biraz daha yakın olsaydı, Ay Dünya'ya çarpardı.

- Eğer biraz daha uzak olsaydı Ay uzayda kaybolur giderdi.

- Eğer biraz daha az yakın olsaydı, Ay'ın Dünya üzerinde meydana getirdiği gel-gitler tehlikeli boyutlarda büyürdü. Okyanus dalgaları, kıtaların alçak yerlerini kaplardı. Bunun sonucunda ortaya çıkan sürtünme okyanusların ısısını artırır ve Dünya'da yaşam için gerekli olan hassas ısı dengesi yok olurdu.

- Eğer biraz daha az uzakta olsaydı, gelgit olayları azalırdı ve bu da okyanusların daha hareketsiz olmasına neden olurdu. Durgun su denizdeki hayatı tehlikeye sokar, bununla birlikte soluduğumuz havadaki oksijen oranı tehlikeye girerdi.

VUCUT SAATİ NASIL ÇALIŞIYOR?

İnasan vücudu her saniye yenilendiği gibi beyindeki 20 bin hücrede ne zaman, ne yapılması gerektiğini ve ne nereden,ne gibi bir tehlikenin yaklaştığnı hesaplıyor.İşte vücudumuzun 24 saat boyunca gösterdiği değişiklikler;

0:00 -Yağlar parçalanır;
Gece yarısı siz uyurken vücudumuz gün içinde aldığınız yağları parçalamakla meşgul.Bu saatlerde saçınız uzuyor,hücrelerde kendini yeniliyor.

1:00 -Ağrılar artar;
Bu saatte günün yorgunluğu daha çok hissedilir.Ayaklarda görülen bir tür romatizma rahatsızlığı olan gut hastalığına yakalanmış biri en çok bu saatlerde ağrı çeker.

2:00 -İdrar torbası dinlenir;
İdrar torbası aktivitesini azaltan vasopresin hormonu vücutta arttığı için tuvalet ihtiyacının en az olduğu saattir.

3:00 -Nefes almak zorlaşır;
Bu saatte ölme riskiniz diğer saatlerine oranla 300 kez daha fazla astım krızi yaşama riski vardır.Yatmadan önce B ve C vitamini almak nefes almayı kolaylaştırır.

4:00 -Ölüm riski çok yüksek;
Bu saatte ölme riskiniz diğer saatlere oranla fazla.Kalp atışı ve tansiyonun en aza indiği saat.Bebek ölümleri en çok bu saatte görülür.Çoğu kadın da sabah 4 ile 6 arasında goğum yapar.

5:00 -Kemikler güçlenir;
Büyüme hormonlarının en yüksek seviyede olduğu bu saatte vücut,kemiklerin güçlenmesi için çalışır.

6:00 -Seks dürtüleri artar;
Şehvet artırıcı libido hormonlarının en çok salgılandığı sabah saatlerinde hamile kalma şansı yüksektir.Erkeklerde testosteron seviyesi artar.

7:00 -Kramplar girer;
Kasların sıcaklığı en düşükseviyede olur.Bu yüzden vücudumuzu katılaşmış,eklemlerinizi bükülme gibi hissedersiniz.Kramp da en çok bu saatlerde girer.

8:00 -Kalp krizine dikkat;
Uyurken dakikada 60 olan kalp atışı uyandığınızda 72-78 arasında çıkar.Bu hızlanma ve kan basıncının artması kriz riskini yükseltir.Ayrıca Pazartesi sendromu yüzünden pazartesi sabahı kalp krizi riski % 40 artar.

9:00 -Enerji artar;
Metebolizmanın en hızlı çalıştığı sabah saatlerinde vücut yediklerinizi depolamak yerine enerjiye çevirir.Acı hissini en aza indiren adrenalin hormonunun zirvede olduğu bu saatlerde iğne yaptırmak gibi işlemlerin sırasıdır.

10:00 -Mantık iş başında;
Sınava girmenin ya da toplantı yapmanın tam zamanı.Konsantrasyon ve mantıklı düşünebilme yeteneği vücudun bu saatlerde salgıladığı glikoz sayesinde en yüksek seviyededir.

11:00 -Hastalıklara açığız;
Bağışıklık sisteminizi ayakta tutan akyuvarların en az aktif olduğu bu saatte hastalanma riski en yüksek seviyededir.

12:00 -Felç alarmı;
Kan basıncının en yüksek düzeyde olması yüzünden damar tıkanıklığına bağlı felç riski çok fazladır.Felç,sabah 6 ile öğle 12 saatleri arasında diğer saatlerden % 50 daha fazla görülür.

13:00 -Toksinler atılır;
Vücudumuzda üre oluşumunun en fazla olduğu saat.Böbreklerin en çok çalıştığı bu saatte zehirli maddeler atılır.

14:00 -Dinlenme zamanı;
Öğle yemeğinin ardından ağırlık bastırır.Konsantrasyonun düştüğü bu saatte küçük kazaların yaşanma riski de en yüksek seviyededir.

15:00 -Günün en mutlu zamanı;
Araştırmalar en az diş ağrısı yaşanan saatin öğle 3 civarı olduğunu gösteriyor.Çünkü mutluluk hormonu endorfin zirveye ulaşır.

16:00 -Adranilin tavanda;
Egzersiz yapmak için en uygun zamandır.Vücut ısısının ortalama olduğu bu saatte adranilin seviyeniz de zirve yapar.Olimpiyat rekorlarının en çok bu saatte kırıldığı tespit edilmiştir.

17:00 -Kaslar güçlenir;
Parmaklarınızdaki küçük kasların gün içinde arlıksız çalışmasından sonra en güçlü olduğu saattir.

18:00 -Yorgunluk başlar;
Vücudumuzun yorulmaya başladığı bu saatte kaslarımız güçsüzleşir.Mideniz en çok bu saatte asit salgılar.Bu nedenle ülser ağırılarıda artar.

19:00 -Hayat tatlanır;
Havanın kararmaya başlamasıyla vücudumuz uyku hazırlığı yapar ve melatonin hormonu salgılar.Vücudun rahatladığı bu saatler tat alma hislerinizin en kuvvetli olduğu zamandır.

20:00 -Alkol alma vakti;
Karaciğer enzimlerinin en çok salgılandığı bu saatte alkolün vücudumuzdaki etkisi de azalır.

21:00 -Bu saat acı verir;
Ençok acı hissettiğiniz saattir.Vücudumuzdaki acıyı ölmeyen endorfin hormonları çok az salgılanır.

22:00 -Bağışıklık artar;
Bağışıklık sisteminin en iyi çalıştığı saattir.Bu sistemi ayakta tutan hormonlardan interflukin artmaya başlar:

23:00 -Kaşıntılar başlar;
Alerjiye karşı en duyarlı olduğumuz saattir.23.30 civarında uyku getiren melatonin hormonunun çok fazla salgılandığı görülür.Uykuya daldıktan 10 dakika sonra kalp atışlarınız ve beyninizin çalışması yavaşlar.25 dakika sonra derin uykuya geçersiniz.

Uçak Gemisinin Özellikleri

Uçak Gemisi tek başına yol almaz buna eşlik eden gemilerde vardır bunlar;

-Petrol Gemisi
-İki Hava Savunma Gemisi
-Denizaltı Savunma Gemisidir.

Geminin içinde altı dev kazan bulunur.Bu kazanlar 450C0, 45 Bar ile en son hıza ulaşır.Gemide petrohelikopter de bulunur.

Uçakların hızla havalanmaları için geminin hızı + rüzgar + rampa toplam 250km hıza ulaşır, buda havalanmaları için yeterlidir.Uçakların hızla kalkış yapmaları için mancılık kullanılır.Bu mancılık pistin altında bulunur.Uçak mancılığın halatına takıldıktan sonra mancılık kuvvetli bir basınçla hızla hareket eder ve pistin ucunda yavaşlayıp ve durması için basınçlı su kullanılır,uçak havalanmak için yeterli hıza sahip olmuştur ve havalndıktan sonra halatı otomatik olarak bırakır.

Havalanan uçakların gemiye tekrar iniş yapmaları gerekir.Normalde bir uçak 230km hızla 1500km olan bir pistte durur.Geminin pisti ise 80kmdir.Uçağın bu pistte durabilmesi için özel hidrolik frenlere bağlı olan halatlar vardır,bu halatlara bağlıda dört durdurma kablosu vardır.Uçak iniş sırasında durabilmesi için kancalarının bu dört kabloya takılması gerekir.Eğer takılmama durumunda tekrar havalanması gerekir ve tekrar denemesi gerekir.Uçakların iniş yaparken gemiden 350cm yukarda olması gerekir.Birde geminin deniz ve rüzgardan dolayı sallanması sonucu geminin ucu normalde 2m den 4m ye çıkar ve uçakların çakılmasına neden olur.Bunun önlenmesi için geminin orta alt zemininde bir düzenek hazırlanmıştır.Bu düzenek sabit bir ağırlıkla gemi ne tarafa sallandı ise bu ağırlık karşıt yöne verilir ve denge sallanmış olur ve geminin sallanması azda olsa durdurulur. Gece uçuşu için profösyonel pilotlar kullanılır,bunlara baykuşlar denir.Gece iniş yapmak tehlikeli ve zordur.

Geminin birde ambarları vardır.Bu ambarlarda uçakların bakımı ve teknik arızaları giderilir.Burada birbirinden farklı uçaklarda bulunur ve gerektiğinde de uçabilir.Gemide ki radarlar yardımıyla denizde olan şüpheli gemilerinde yerleri tespit edilir.Şüpheli gemi düşman gemisi ise uçaklar uçuşa hazırlanırlar ve hedefe doğru yol alırlar.Gemide mürettabat için spor,müzik,ibadet,TV istasyonu,diş hekimi ve amaliyathane bulunur.Uçak gemilerinin değişik özellikte olanlara da vardır.Mesela bu gemi Fransız uçak gemisidir,Amerikan uçak gemilerinde ise uçaklar özel parşütlerle iniş yaparlar ve pisti kısadır.Uranyumla çalışan uçak gemileride vardır ancak bunlar çok pahalıya mal olur.Onun için klasik çoğunlukla klasik gemiler kullanılır Fransız Fosh gemisi bunlardandır.

Nuh Tufanının Gerçekleştiği yer

tufan.jpg

Arkeolojik bulgulara göre, Nuh Tufanı Mezopotamya Ovası'nda meydana gelmişti. Ovanın o zamanki şekli bugünkünden farklıydı. Üstteki grafikte, ovanın bugünkü sınırları kırmızı kesik çizgiyle belirtilmiştir. Kırmızı çizginin gerisinde kalan geniş bölgenin yani metapotamya ovasının ise o zamanlar denize dahil olduğu bilinmektedir.

Dünya'nın manyetik alanı:

- Eğer daha güçlü olsaydı: Çok sert elektromanyetik fırtınalar olurdu.

- Eğer daha zayıf olsaydı: Güneş rüzgarı denilen ve Güneş'ten fırlatılan zararlı partiküllere karşı Dünya'nın koruması kalkardı. Her iki durumda da yaşam imkansız olurdu.

Albedo etkisi: ((Yeryüzü tarafından emilemeden geri yansıyan güneş ışığı))

- Eğer daha fazla olsaydı: Hızla buzul çağına girilirdi.

- Eğer daha az olsaydı: Sera etkisi aşırı ısınmaya neden olur, Dünya önce buzdağlarının erimesiyle sular altında kalır daha sonra kavrulurdu.

Atmosferdeki oksijen ve azot oranı:

- Eğer daha fazla olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde hızlanırdı.

- Eğer daha az olsaydı: Yaşamsal fonksiyonlar olumsuz şekilde yavaşlardı.

Atmosferdeki karbondioksit ve su oranı:

- Eğer daha fazla olsaydı: Atmosfer çok fazla ısınırdı.

- Eğer daha az olsaydı: Atmosfer ısısı düşerdi.

Ozon tabakasının kalınlığı:

- Eğer daha fazla olsaydı: Yeryüzü ısısı çok düşerdi.

- Eğer daha az olsaydı: Yeryüzü aşırı ısınır, Güneş'ten gelen zararlı ultraviole ışınlarına karşı bir koruma kalmazdı.

Dünya'nın ısısı ve karbon temelli yaşam:

Yaşamın temeli olan karbon elementinin varlığı belli sınırlarda kalan sıcaklığa bağlıdır. Karbon, aminoasit, nükleik asit ve proteinler gibi yaşamı oluşturan temel organik moleküller için gereken bir maddedir. Dolayısıyla hayat, ancak karbon temelli olarak var olabilir ve bunun için de mevcut sıcaklığın en az -20 0C en çok +120 0C olması gerekmektedir. Nitekim Dünya'nın ısısı tam bu aralıktadır.

Burada sayılanlar Dünya'da yaşamın oluşabilmesi ve canlılığın devam edebilmesi için gereken, son derece hassas dengelerden sadece birkaçıdır. Yalnızca burada sayılanlar bile evrenin ve Dünya'nın tesadüfler sonucunda, rastgele olayların ardı ardına gelmesiyle oluşamayacağını kesin olarak ortaya koymak için yeterlidir. 20. yüzyılda kullanılmaya başlayan "ince ayar", "insani ilke" kavramları, Kuran'da yüzyıllar evvelinden bildirilen "uyum ve ölçü ile yaratılış"ı tasdik etmektedir.

MARS GEZEGENİ

mars.jpg

Güneş Sistemi'ndeki gezegenler arasında Dünya'ya yakın özelliklere sahip olan Mars bile, gerçekte Dünya'ya yakın özelliklere sahip olan Mars bile, gerçekte Dünya ile asla kıyaslanamayacak kadar kuru ve ölü bir kaya yığınıdır.

VENÜS'ÜN KORKUNÇ YÜZEYİ

venus1.jpg

Venüs'ün yüzeyindeki ısı yaklaşık 450oC'ye kadar ulaşır. Bu sıcaklık, kurşunu bile eritmeye yeter. Nitekim gezegenin yüzeyi, adeta lavlarla kaplı bir ateş topu gibidir. Sülfürik asit katmanları ile dolu olan atmosfer, sürekli asit yağmurları yağdırır. Atmosfer basıncı ise, Dünya'da denizin 1 km. derinliğindeki basınca eş değerdir.

EVRENİN YARATILIŞI

..:: Yerçekimi normalden az olsaydı her şey olduğundan çok daha fazla enerji harcayarak yapılırdı.

..:: Eğer yeryüzünde şimdikinden daha az oksijen olsaydı,ozon yok olup canlılık sona ererdi.

..:: Eğer yeryüzü dümdüz olsaydı,kutuplar ve ekvator arasındaki 120 derecelik sıcaklık farkı nedeni ile saatte 1000km hıza erişen fırtınalar olur ve canlılık sona ererdi.

..:: Atmosfer,deniz ve okyanus yüzeyinde oluşan kabarcıkların buharlaşması ile her gün 27 milyon ton tuz kazanır.

..:: Eğer evren başlangıçsız olup,sonsuzdan geliyo olsaydı,hidrojen oluşmazdıve aşırı helyum oluşumu nedeniyle yaşam var olmazdı.

..:: Evren şuandakinden daha yavaş genişleseydi,çekim gücü nedeniyle içine çökerdi.

..:: Evren şu andaki genişleme hızından daha hızlı genişleseydi,her şey sonsuzlukta kaybolurdu.

..:: Samanyolu galaksisinde 250 milyar yıldız vardır.

..:: Dünyanın şu andaki yörüngede seyretmesine,jüpiter gezegeni yardımcıdır.

..:: Jüpiter menyetik alanı ile her canlıyı öldürübilecek bir gezegendir.

..:: Merkür'de gece ile gündüz ısı farkı 1000 derecedir.

..:: Dünyanın büyüklüğü biraz daha küçük olsaydı,yerçekimi azalacağından atmosfer yok olurdu.

..:: Çekirdek katmanı,dünyaya manyetik alan sağlayacak kadar güçlü,yer kabuğunu lavlarla boğmayacak kadar dengeli bir sisteme sahiptir.

..:: Dünyanın kendi etrafındaki dönüş hızı daha hızlı olsaydı,rüzgarlar şiddetlenerek tufanlara dönüşürdü.

..:: Ay ile dünya arasındaki çekim kuvvetinin artması durumunda gelgitler dengesizleşirdi.


..:: Sismik hareketlerin azalmasıyla,deniz ve okyanuslarda yaşam dururdu.

..:: Atmosferdeki oksijenin yaklaşık %30'u karadaki bitkiler tarafından üretilirken,%70'lik bölüm denizlerde ve okyanuslarda bulunan ve fotosentez yapabilen bitkiler ve tek hücreli canlılar tarafından üretilir.

İNSANIN YARATILIŞI

..:: Hücredeki haberleşme sistemi,uluslararası bir şirketin dünyanın dört bir yanındaki şubeleri,üretim ve pazarlama merkezleri arasında kurduğu iletişim ağından çok daha ileri ve olağanüstüdür.

..:: İnternet teklonojisi en önemli gelişmelerden biridir.Ancak internet ile sağlanan bilgi transferinin hız ve kapasitesi,hücreler arasındaki bilgi transferi ile karşılaştırıldığında oldukça basit kalır.

..::


.:::Bilim öyle bir ateştirki kendisinden uzak kalanı yakar:::..

cfsimsekic8.gif

hakan.hasdemir@hotmail.com